ŞİİRLER

ANTİKA


Yazık denmez her gidene,
Şayet giden yazık ettiyse,
Senden uçuşan küllerdir,
Savrulup silkelendiğim poyrazlı günlerde,
Ateşin sıcağı aydınlatmaz artık,
Şömineye bakan manasız yüzleri,
Eskide kalan hiçbir şey tekerrür etmez,
İzbe bir karanlıktır her sokağa getirdiğim,
Ve ilk kez bu kadar korkar aşkın yetimleri,
Korkutur bakışlarım akıldan geçenleri,
Ürkütürüm yada dökülürüm,
Sen varken de eylül ayıydı zaten.


Yazık denmez her sevene,
Ya sevene yazık edildiyse,
Yol üstü aşklarla kaplarım,
Gazete yerine ilkokul kitaplarımı,
Acıların süt annesinden ninniler,
Antika radyoların tozlu kaidesinde,
Sarhoş bir nidada kalmıştır artık,
Sende kalan,
Bildiğin o eski halim,
Sen yokken de eylül ayıydı zaten.


Yazık denmez her sevgiye,
Veya sevgisini yazık ettirene,
İhanete bulandı baharın çağlayan rengi,
Üstüne almıyor kimse imalı aşk mevsimlerini,
Töresel değil ilkbahar vurgunları o eskidendi,
İlizyon olmuş can acıtmıyor sevdanın kılıçları,
Ve ben önüme geleni yazıyorum,
Bülbüller konuşmaya başlamışken,
O kokumu kalır ıtırlarda,
Sen varken de eylüldü zaten,
Dejavu bir ayrılıktı bizimki,
Geldiğinde ne değişti...


Eğer cinayete mecbur kalırsan,
Unutma ki her zaman ölen suçludur,
Öldüren değil,
Halen tahtımda kalsan ne değişir...

“Ocak 2003”

<< Geri | Ileri >>